Karar vermek …

Çok zor karar veren birisiydim eskiden. Mesela bir ayakkabı alacağım… Ayakkabıcıya en az iki kez gidilir, ayakkabılar denenir, almadan çıkılırdı. Aslında en başından bilirdim o ayakkabıyı alacağımı. Karar verip almaya gittiğimde de kalmamış olurdu numarası.

Sanırım karar verirken yaşadığım kayıplar beni hızlı kararlar almaya yöneltti. Belki de zaman içinde kazanılan deneyimler, ekonomik özgürlük, özgüven vb. de katkıda bulundu bu tavrıma.

Yaş ilerleyince, sorumluluklar alınınca, hele de bir aile kurduktan sonra alınan kararlarda çok da rahat davranamıyor tabii insanoğlu.

2011’in son aylarında, benim için, ailem için, hatta çevremdekiler için önemli bir karar almıştım. Bu kararı uygulamak için bir tarih bile belirledim; 15 Mayıs! Bütün hayatımı bu tarih üzerine kurguladım; tatillerimi, alışverişlerimi, çocuklarla yapılacak planları, yeni hobiler edinmek için alternatifleri ve bu alternatifler için gerekenleri temin etmeyi… Bütün hazırlıkları bu tarih için yaptım; resmi evrakları, toparlanacak eşyaları, haberdar edilmesi gerekenlerin bilgilendirilmesini... Herşeyi…

Karar verilmiş, uygulama zamanının gelmesini bekliyordum. “Ayakkabı değil ya bu, gittiğimde numarası kalmamış olacak” deyip durdum kendime. İçimdeki cılız bir ses (belki de yakınımdaki dostlarımın sesiydi o, bilemiyorum), “bu karar boşuna” deyip duruyordu.

Ama olmadı… Olamadı…

Tam beş aydır yaptığım hazırlıklar, söylediklerim, anlattıklarım, inandıklarım, düşündüklerim, hepsi, hepsi duruverdi sanki…

Kimisi havada asılı kaldı, kimisi kutuda dizili, kimisi ruhumda ezili…

Olmadı… Olamadı…

Kararımı uygulayamadım.

Olamadı işte…

Şaşkınlık… Utanma… Üzüntü…

Numarası kalmadıysa istediğim ayakkabının, olsun varsın… Kullandığım ayakkabımı ne çok sevdiğimi fark ettim sonra… Bir çırpıda çıkarıp atmaya gerek olmadığını düşündüm…

Daha zamanı var yenisine…

Mutluyum ben…

Belki arada vuracak ayağımı, biliyorum. Ama olsun, pamuk koyarım geçer…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !