Kısacık bir tatil insanı ne kadar dinlendirir? -2-

Ada gezimize kaldığımız yerden devam ediyorum...

Akşam otelimize dönüp duş aldıktan sonra  bizi bekleyen  ada sokaklarına doğru yürümeye başladık. Amacımız güzel bir balık yemek… Maalesef adanın balıkçıları, İstanbul’da Boğaz'da balık fiyatına balık satıyorlar. Mezeler gerçekten harika bu arada… Güzel bir levrek, salata, midye, deniz börülcesi, ahtapot salatası ve rakı… Gel keyfim gel… Yemeğimizi bitirdikten sonra yürüyüş sırasında yemek üzere üzeri bol tarçınlı lokma… Her şey o kadar lezzetli ki… Hiç durmadan yiyesi geliyor insanın. Bu hissiyat içinde kilo almamak mümkün mü sizce?

Adadaki ilk günümüzü, yorgunluktan baygın halde odamıza dönüp uyumak suretiyle tamamladık.

Ertesi sabah erkenden kalkıp kahvaltıya geçtik. Ev yapımı gül reçelini ekmeğime sürüp yerken, 7-8 yaşlarıma dönüverdim. Nurlar içinde yatsın rahmetli anneanneciğim ne güzel yapardı bu reçeli. Bütün ev gül kokusuna bürünürdü. Bir de reçeli yaptıktan sonra 1-2 hafta boyunca evde gül şerbeti olurdu. Konsantre meyve suyu gibi hazırlanmış şerbeti sulandırıp bize verirdi canım benim. Bu düşünceler içinde kaç dilim ekmeği gül reçeliyle sarmalayıp yediğimi hatırlamıyorum tabii…

Kahvaltının ardından yine Ayazma’ya doğru yola çıktık. Gittiğimizde plaj bomboş. Bu kez çok boş yer alternatifi karşısında yer bulmakta zorlandıkJ  Akşam 20.00 olana kadar plajda deniz, kum, uyku, meyve, atıştırmalık ve biz olarak yaşadık.

Akşam otelimize gelip duş alıp yine sokaklara çıktık. Çınar altındaki kahvenin tam çaprazındaki “Şükrü’nün Yeri”nde çok güzel ev yemeklerinin ardından kahveye geçip sade kahve ve acıbadem likörü keyfi yaptık… Oğlum ada halkı ile kaynaştı, kızım onun peşinden koşturduk. Kocam ve ben keyfi soluduk elimizde kahvemiz ve çayımızla.

Güzel bir günü daha bitirip, derin bir uykuya doğru yol aldık…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !