Kısacık bir tatil insanı ne kadar dinlendirir? -son-

Tam, yaşasın her gün yazabileceğim derken, birden bire yine durmaya başladığımı sandığım anda, haftasonu rehavetiyle yavaşladığımı anladım. Yazılarıma devam ediyorum (pek kimseler okumasa da)...

Bozcaada'nın son günü kahvaltımızın ardından 12.00 vapurunu kaçırınca, 14.00 vapuruna kadar adada turlayıp son kez güzelliklerin tadını çıkardık.

Bir çırpıda bitirdiğimiz gidiş yolu, dönüşte sanki iki katı uzamış gibi geldi bana. Git git bitmedi... Hatta Büyük Çekmece'de mola verip anneme ve kardeşime bile uğradık sırf biraz dinlenmek için:)

Döndükten sonra çantalarımızdan çıkan iki güzel şeyi anlatmak istiyorum:

1- Bozcahanım: Seramik sanatçısı bir hanımın tezgahında gördüğüm bu güzel hanım, evimin en güzel köşesinde yerini aldı bile. Yapan ve aynı zamanda satan hanımın tezgahı, Ada'daki en güzel ve orjinal tezgahlardan birisiydi. Hepsini kendisi, limana yakın bir yerdeki iskelesinde eşiyle birlikte yapıyor ve akşamları da satıyorlarmış. Çok yakışıklı oğulları kışın okula Ada'da gidiyormuş. Akşamları kah tezgahın arkasındaki parkta oynuyor, kah annesine dondurma almak için yalvarıyor, kah onlara satışta yardım ediyor:)

(www.bozcaadarehberi.com)

2- Kayakoruğu: Bu güzel bitki ile, bir Tarsus'lu olan eşimle Tarsus ve yöresini keşfe çıktığımızda, Cennet-Cehennem mağaralarının aşağısında kalan Narlıkuyu'da Lagos balığı eşliğinde tanışmıştım. Denize yakın yerlerdeki kayaların arasında yetişen bu bitki Ada'da da bolca var. Eşim ve kızım Ayazma'daki kayaların arasından bolca topladılar. Ben de haftasonunda turşusunu kurdum. Su, az tuz, limon, sarımsak ve sirkenin içine yatan kayakoruklarım olmayı bekliyorlar. Olduktan sonra fotoğrafını çekip size göstermeyi planlıyorum...

Şimdilik bu kadar...

Sevgiyle kalın...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !