Trilye'yi duydunuz mu?

Geçen cuma akşamı yemekten sonra, aynı sitede oturan 2 komşumuz ve aileleri ile birlikte kahve içerken oldu herşey. Sakin sakin edilen sohbet sırasında adı geçti bu küçük kasabanın. "Gitsek mi?" diye cılız bir ses çıktı birimizden... Cumartesi günü "gideriz tabii" diye yine cılız bir ses vardı ortada. Aynı günün  akşamı saat 23.00'de Pazar sabahı 08.15'de kalkacak Pendik-Yalova feribotu için bilet alırken bulduk kendimizi... Artık sesin düzeyi artmaya başladı: "Yarın Trilye'ye gidiyoruz!"...

Grubumuz çok ilginç: 11 yaşında 2 kız, 5 yaş, 2 yaş ve 6 aylık 3 erkek çocuğu ve 6 yetişkin. Sabah 07.15'de parkta buluşup yola çıktık. Ellerimizde, içinde sadece çocuklar için 1-2 yedek giysi, çocuk bezi, çubuk kraker vs. olan çantalar var. Feribottan inip Yalova'ya doğru ilerlerken sağ tarafta Şişmanoğlu diye bir yerde kahvaltı edelim dedik. Kahvaltı değil ziyafet sofrası oldu mübarek... Bal - kaymak tadı halen damağımda. Oradan Mudanya'ya doğru yol aldık. Mudanya'dan sonra 10 dk. içinde ulaştık Trilye'ye...

Adeta bir Ege köyündeymişiz gibi hissettik kendimizi. Her yer zeytin ağacı dolu. Zaten yeni adı Zeytinbağı bu güzel beldenin. Küçücük yerde, suyu gürül gürül akan birisi yalaklı 2 çeşme var. İşte o yalaklı çeşmede 2 yaşıdaki oğlumu ve 6 aylık bebişimizi yüzdürdük. Evet evet, yanlış okumadınız, yüzdürdük... Ben o sırada tam karşısındaki fırından yeni çıkmış pidelerden almış, bölüp bölüp ekibe dağıtıyordum...

Şaşkınlığımızı atıp sahile indiğimizde açlıktan ölmüş bir halde bulduğumuz ilk yere oturduk. Çınar Restoran. Yemeklerimizi sipariş ederken bizim meşhur cılız sesimiz yine ortaya çıktı ve "acaba bu gece kalsak mı?" demeye başladı. Yemeklerimiz sipariş edilip gelene kadar beklediğimiz sürede, hemen yandaki Çınar Pansiyon'da yerimizi ayırmıştık bile. İki katlı, eski, ahşap bir Rum evi. Evin üst katında, denize nazır genişce bir balkon var. Aynı evde 3 oda bulamadığımızdan, biz başka bir ahşap binada konakladık. Banyo ve tuvalet sonradan odaya eklenmiş... Duvarlar ve tavanlar orjinalliğini hiç yitirmemiş şirin ve temiz bir oda...

Öğle yemeğinin ardından odalarımıza çekilip biraz dinlendikten sonra yine çıktık sokaklara. Akşam yemeğini bu kez başka bir yerde yedik.

Ertesi sabah güzel bir kahvaltının ardından, keyifli bir okey masasına oturduk... Kıyasıya bir mücadele sonucunda, kızlar bizden sinema kazandılar...

Dönüş yolunu da anlatacağım ama resimleri yükledikten sonra. Niye resimleri yüklemediğime gelince kameranın ara kablosunu nereye koyduğumu bir türlü bulamadım:(

Sevgiyle kalın...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !