Yaratıcı Yazarlık Atölyesi - 1

"Mario Levi ile Yaratıcı Yazarlık Atölyesi"'ne katılmaya karar vermem ile başvurmam arasında geçen süre yaklaşık on dakikamı aldı. Asansördeki ekranda ilanı görmek, asansörden inmek ve mesaj atmak. Altı haftalık eğitime kabul edildiğimi öğrendiğimde beni gören Harvard'a kabul edildiğimi zannederdi. "Ne de olsa kalem tutmuşluğum var, e-ee bloğumda da yazıyorum ve beğeniliyor. İşin ilmini de öğrenmek iyi olacak" düşüncesinin coşkusu bu.

İlk derste çok heyecanlıyım. Sınıf 13 kişilik. U düzende herkes oturmuş. Kapıdan Mario Levi girdi. Tanışma faslı başladı. Ben sırada sondan ikinciyim. Mario herkesi dinledi. Herkese ismiyle hitap edip teşekkür etti. Benden önceki öğrenciye kadar bu böyle sürdü. Sıra bana geldi, kendimi tanıttım. Bloğum olduğunu söyledim. Uzun zamandır yazdığımı söyledim. Bu arada gözlerine bakıyorum ama yok, hiç bir sinyal yok. Beni dinlemediğini fark ettikçe daha çok anlatmak istiyorum. Nafile.. Sustuğumu anlayınca teşekkür etti. İsmimle ilgili hiç bir fikri yok! En sondaki kişiye döndüğü sırada dünyaya da dönmüştü.

Dersin ilerleyen saatlerinde "internette yazı yazmak aptallığı" gibi bir şey söyledi. Acaba bloğumdan bahsettiğimi duymuş olsaydı, en azından "aptallık" kısmını çıkartır mıydı? Üçüncü haftayı bitirdikten sonra "HAYIR" diyebiliyorum.

İlk dersin sonuna doğru ilk çalışma konusu geldi. Yirmi dakika içinde birisine mektup yazacaktık. Aniden, yıllardır görmediğim, hatta hiç görmek istemediğim birisini hatırladım. Kendisine olan nefretimi kustuğum, hatta kusarken hiç hissettiğimi hissetmediklerimi de farkettiğim bir mektup yazdım. Adeta kalemim kendi yazdı, ben sadece tuttum. Mektubum bittiğinde, içimdekileri, hatta bilmediklerimi bile söylemenin rahatlığıyla arkama yaslandım. Mario sordu "ne hissettiniz?" Ben atladım "çok büyük bir rahatlık". Gözünden yaş gelenler, sinirlenenler, duygulananlar vs. herkes bir şeyler söyledi. "Olumlu hisler beslenerek bir şey üretilemez!" dedi Mario. Hoppalaaa... Keşke "içimdeki kızgınlığı döktüğüm için rahatladım" deseydim. Hata bende tabii. Olsun... Başaracağım...

İkinci derse, ilk haftanın şaşkınlığını hissederek gittim. Ödevimi de yapmıştım; "içinde -hayat- kelimesi geçen bir yazı" yazacaktık. Yazı hazır, iki nüsha. Mario sınıfa geldi. Bir sürü kişiye ismiyle hitap ediyor ama beni hiç tanımıyor. Gayet silik duran bir arkadaşımıza bile ismiyle hitap etti. Ben bir şeyler sorduğumda "pardon, neydi isim?!" diye sordu cevaplandırmadan önce. Hani küçükken okulda kara tahtaya tebeşirle yazarken, tebeşir kayıp tiz bir ses çıkardığında içiniz kalkar ya, işte "NEYDİ İSİM" sorusu bende böyle bir etki yaratıyor. O hafta ödevimi okumadım ve kendisine teslim ettim.

Dün üçüncü derse gitmek üzere, metro, finüküler, tramvay üçlüsünü kullanırken, hayatımda ilk kez, bulunduğum bir ortamda, esas kişinin dikkatini çekmeyi başaramama nedenimi düşündüm. Niye bu kadar çekinik kaldım ki? Bu kez kendimi göstereceğim. Azimliyim...

Sınıfa girdim. Geçen hafta teslim edilen ödevler (ki, dört tane) dağıtılıyor. "İLKNUR KİM?!"

Niyeeeeeeeeeee??? Kendi kendime, üç araç değişikliği boyunca kendimi göstermek üzerine telkinde bulunmuşken "İlknur kim?" sorusu niye?

Ödevlerin okunmasına gelindi. "Okumak isteyenler?". "Been!". Görünmediğim gibi, sesim de duyulmuyormuş meğer. Bir arkadaşımız okuyor ödevini. "Başka okumak isteyen?" Elimi kaldırıyorum ama sonradan hatırlıyorum "zahiri" olduğumu. Bir başka arkadışımız daha okuyor. Dört kişinin ardından "son bir kişiyi daha alalım" diyor. Dersin bitmesine onbeş dakika var. Zahiri olduğumu iyice hazmettiğim için hiç kımıldamıyorum. Sağolsun bir arkadaşım beni göstererek "arkadaş okumak istiyordu" diyor. Mario halen başkasına okutmaya çabalarken, elimdeki nüshayı kendisine vermek üzere masasına yaklaşıp "ben okuyabilirim" diyorum. Üç sayfalık yazımı bitirip başımı kaldırıyorum. Mario soruyor "pardon, isim neydi?!". "Elinizdeki kağıdın altında yazıyor" diyebiliyorum sadece.

Azimliyim; dördüncü derste farkedileceğim. Keşke atölye 6 ders olmasaydı. Şansım git gide azalıyor...

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !